Türkiye'de Çinçilla üretiminin mazisi Aziz Nesin'i haklı çıkartacak özelliktedir. 1992 yılında Ankara'da üç uyanık arkadaşın kolay para kazanma amaçlarına Çinçillayı alet etmesi daha başlangıçta bu işin yanlış yolda ilerlemesine neden oldu. Dört dişi ve bir erkekten oluşan bir aileyi 5500 DM fiyata satabilmek için sözleşmeli üretim sistemi masalını uydurdular ve tuttu. Gazete reklamları ve broşürler aracılığıyla değişik kesimlerden insanları kendilerine inandırarak, yurtdışındaki fiyatı 100-250 DM arasında değişen bu hayvanların bir tanesini 1000 DM fiyata sattılar. Aradan iki yıl geçmeden bir bahaneyle şirketin kapısına kilit vuruldu ve ilk mağdurlar oluştu. Sözleşmeli sistem masalında tatlı para olduğunu gören üç kafadar ayrılarak kendi şirketlerini kurdular. Ayrı şirketlerde aynı masal anlatılmaya devam edildi.  Kolay ve bol kazanç vaadiyle kandırdıkları insanları bir süre sonra ortada bırakmakta hiçbir sakınca görmediler. Kimi 1999 Marmara depremini bahane ederek, kimisi de şirket ortağının dolandırıp kaçtığını söyleyerek masal defterini kapattı. Aynı masalı devam ettiren son firma da, 2004 yılında mahkemelerde dava konusu edilmiştir. 1992 yılından beri Türkiye'de uygulanmış olan sözleşmeli sistemde temel amaç, mümkün olan en kısa sürede en çok parayı toplayarak ortadan kaybolmak veya bir bahaneyle üreticinin sözleşmesini feshederek verdiği taahhütlerden sıyrılmaktır. Bunun için de dünyada örneği olmayan hayal ürünü vaatlerle insanlar kandırılarak Çinçilla amaç değil araç haline getirilmiştir. Sözleşmeli sistem vaadiyle ortaya çıkan hiçbir firma bu işin geleceği için çivi çakmamıştır. Sadece bir şekilde yurtdışından getirdikleri hayvanları 8-10 katı fiyata insanlara pazarlayarak ve daha sonra üretilen yavruları bir üreticiden alıp diğerine dolaştırarak sistemi bir süre devam ettirmişlerdir. Son 10 yılda sözleşmeli sistem adı altında vurgun yapan belli başlı üç firma aşağıdadır. Her firmanın broşürlerinde anlattıkları virgülüne kadar aynıdır. Özet olarak "ayağınıza geliriz, peşin olarak altı aylık yavruları 125DM fiyata alırız" denilmiştir. Bu vaatlerle kandırılan insan sayısı Türkiye genelinde 1000 kişi civarındadır.

TYM Chinchilla-Bornova-İZMİR: Sözleşmeli sistem masalını uyduran ve bu işteki en büyük vurgunu yapan firma. 1998 yılında ortadan kaybolduğunda arkasında 400 civarında mağdur bıraktı. Bu tezgahı kuran ve baş aktör olan isim Mürsel DEMİRCİ'dir.(Soyadına dikkat)

Bozkurt Chinchilla-Seferihisar-İZMİR: 1995 yılında ortadan kayboldu ve arkasında tahminen 200-250 kişi bıraktı. Erdal BOZKURT adındaki uyanığın kurduğu ve "Türkiye'nin ilk ve tek devlet teşvikli Çinçilla üretme çiftliği" sloganıyla insanları kandırdığı firma.

MSZ Chinchilla Center-KOCAELİ: Marmara bölgesinde hatırı sayılır vurgun yaptıktan sonra 1999 Marmara depremini bahane ederek ortadan kayboldu. Ön planda Kemal MORGÜL isimli şahıs vardı.

Yukarıdaki firmalar haricinde stepne firmalar vasıtasıyla da birçok kişi aynı amaçla suistimal edilmiştir. Sistemdeki saadet zinciri mantığını farkederek sesini yükselten duyarlı üreticiler hakkında tazminat davaları açılarak baskı oluşturmak istenmesi, tamamen sistemin deşifre olmasına engel olmak çabasıdır. Hepsinin buluştuğu ortak nokta balon piyasa yaratarak bol keseden vaat dağıtmaktı. Her firma en kaliteli hayvanın kendilerinde olduğunu, diğerlerinin kalitesiz hayvan sattığını söyleyerek kendini haklı göstermek istedi. Nasıl olsa Türkiye'de kaliteli hayvandan kimse anlamıyordu.

Ülkemizde bilinçli üretim yaygınlaşmadan kaliteden söz etmek zordur. Avrupa'da olduğu gibi değişik organizasyonlarda ve bağımsız kişilerce üreticinin kalite tescili yapılmışsa öğünmesi yerinde olur. Örneğin en iyi kürk hayvanı veya en uygun damızlık fiyatı ya da en iyi deri gibi birçok kategorilerde yapılan yarışmaların birinde derece almak referans olabilir. Çinçilya için dünyada düzenlenen ve bu sektördeki en büyük firmaların organize ettiği kalite yarışmalarına örnekler görmek için buraya tıklayabilirsiniz. Herhangi bir yarışmada jüri tarafından kalite tescili yapılmadan benim hayvanım çok kaliteli, başkasınınkiler kalitesiz demek züğürt tesellisidir.

Moldova, Hırvatistan, Polonya, Ukrayna gibi ülkeler bu işte söz sahibi olurken Türkiye'nin seyirci kalması kabul edilemez. Ülkemiz açısından Çinçilya üretiminde sözleşmeli sistem masalıyla kaybedilen 10 yıldan fazla bir sürenin telafisi kolay olmayacaktır. Serbest piyasa ekonomisinde, sabit fiyata dayalı ve rayiç bedellerin çok üstünde rakamlarla yapılan sözleşmelerin hüsranla sonuçlanması kaçınılmazdır. Türkiye'den daha sonra bu işe giren Estonya, Çinçilla üretiminde bugün Avrupa'da 3. sıradadır. Olmayacak duaya amin demek olan sözleşmeli sistem masalı Çinçilla üretiminin yaygınlaşmasına en büyük engeli teşkil etmiştir. Geçmiş yıllarda yaşanan olumsuzluklara rağmen bu iş ülkemizde mutlaka yerleşmelidir. Türkiye şartlarında zaten cazip olan bu işin çok iyi kazandıran bir seviyeye gelebilmesi için önce post üretiminin binlerce rakama ulaşması gerekir. Daha sonra tabaklama ve konfeksiyon işlemleri için KOBİ ölçeğinde işletmeler kurulabilir. Hazır mamul olarak yurtdışına Çinçilla kürkü pazarlandığı zaman birçok kişiye hayalinden fazlasını kazandırabilir.

 1994 yılında Çinçilya üretimine başlayan NEKY ÇİNÇİLYA, tamamen dünyaki piyasa fiyatlarına endeksli çalışma sistemi uygulayarak sürekli büyümüş ve günümüzde Türkiye'de kapasite bakımından en güçlü firma haline gelmiştir. Her üreticinin kendi şartlarına göre düzenlenmiş üretim programı sayesinde, üreticilerin kalite standardını yakalaması amaçlanmıştır. Çalışma sisteminin ayrıntılarını görmek için Alış-Veriş sayfamız incelenebilir. Firma olarak hakkımızda oluşan düşünceleri ve üreticilerimizin bulunduğu şehirleri öğrenmek için de Referanslarımız sayfasını tıklamanız yeterli olacaktır.